Küçük molekül yapılı doğal bileşiklerin tümör gelişimi ve yayılımında yeni damar oluşumu hedefli tedavi potansiyellerinin epigenetik yaklaşım ve moleküler mekanizmalarla incelenmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Anadolu Üniversitesi, FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, BİYOLOJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET VAROL
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Ayşe Tansu Koparal
Eş Danışman: Miriş Dikmen
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Likenler; mantar ve alglerin birliktelikleri sonucu oluşmuş simbiyotik ortaklıklardır ve bu birliktelik içinde kurulan ileri seviyeli metabolik ilişki sayesinde, 1000'den fazla özgün liken bileşiği sentezlenmektedir. Liken bileşiklerinin; anti-inflamatuar, anti-pretik, analjezik, ultraviyole koruyucu, enzim baskılayıcı, sitotoksik vb. aktiviteleri hakkında çok sayıda çalışma bulunmasına rağmen, anjiyojenez üzerine aktiviteleri hakkında az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bununla birlikte, mevcut kan damarlarından yeni kılcal damarların oluşması olarak tanımlanan anjiyojenezin; kanser tedavisinde ve tümör hücrelerinin büyümesi, gelişmesi, doku oluşturmaları ve metastaz olgularında önemli bir hedef olduğu değerlendirilmektedir. Bu nedenle, alektoronik asit, kollatolik asit ve kaperatik asit isimli liken bileşiklerinin sağlıklı ve kanserli hücre hatları üzerine sitotoksik aktiviteleri; MTT ve Alamar Blue hücre canlılığı, LDH hücre membran bütünlüğü ve PicoGreen dsDNA miktar ölçümü testleri kullanılarak belirlenmiş ve zamana bağlı sitotoksik aktiviteleri xCELLigence Gerçek Zamanlı Hücre Analiz MP (RTCA-MP) cihazı kullanılarak aydınlatılmıştır. Anjiyojenez ve endotel hücre göçü üzerine aktiviteleri ise sırasıyla; endotel hücre tüp formasyon testi ve RTCA DP cihazı kullanılarak belirlenmiştir. Ayrıca; reaktif oksijen türleri birikimi, oksidatif DNA hasarı, hücre adezyonu, tümör hücre invazyonu ve DNA metilasyonu üzerine aktiviteleri de araştırılmıştır. Kaperatik asit; düşük toksik aktivitesi ve yüksek anti-anjiyojenik aktivitesi nedeniyle en etkili bileşik olarak ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte, sağlıklı ve kanserli hücrelerin kullanılmasıyla gerçekleştirilen deneyler sonucunda, izole edilen bileşiklerin tamamının kanser tedavisi için umut vaat edici özelliklere sahip oldukları belirlenmiştir.