Sosyal bilgiler öğretmenlerinden fakültelerine mektup var: Mesleğe yeni başlayanların deneyimlerine yönelik fenomenolojik bir çalışma


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Anadolu Üniversitesi, LİSANSÜSTÜ EĞİTİM ENSTİTÜSÜ, TÜRKÇE VE SOSYAL BİLİMLER EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ELİF YAMAK

Danışman: SERVET ÜZTEMUR

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu araştırmanın amacı, göreve yeni başlayan sosyal bilgiler öğretmenlerinin mesleki deneyimleri çerçevesinde mezun oldukları fakültelere ilişkin görüşlerini bütüncül bir perspektifle ortaya koymaktır. Nitel araştırma yaklaşımı benimsenerek fenomenoloji deseninde yürütülen çalışmanın katılımcılarını, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında görev yapan ve 0-5 yıl arasında mesleki kıdeme sahip 15 sosyal bilgiler öğretmeni oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış; elde edilen veriler tematik analiz yöntemi kapsamında tümevarımsal (inductive) bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Bulgular, sosyal bilgiler lisans programında alan eğitimi boyutunda disiplinler arası bir dengesizlik bulunduğunu; programın mesleki yeterliklerin geliştirilmesi, sahaya özgü becerilerin kazandırılması ve genel kültür bilgisinin desteklenmesi açısından çeşitli sınırlılıklar barındırdığını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, teknoloji yeterliğine ilişkin deneyimlerin katılımcıların mezun oldukları fakültelere ve öğretim elemanlarının pedagojik ve mesleki özverisine bağlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir. Katılımcılar, mesleğe başladıkları ilk yıllarda özellikle sığınmacı öğrencilerle eğitim, dilsel ve kültürel uyum, çevresel uyum, bürokratik süreçler, sınıf yönetimi ve okul paydaşlarıyla iletişim gibi alanlarda çeşitli güçlüklerle karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Sonuçlar, lisans eğitimi ile öğretmenlik uygulamaları arasında belirgin bir uyumsuzluk olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, öğretmen yetiştirme programlarının daha uygulama temelli bir yapıya kavuşturulması ve sahadaki gereksinimlerle daha güçlü bir biçimde ilişkilendirilmesi gerektiği vurgulanmış; öğretim elemanlarına ve program geliştiricilere yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.