Yapay Zekânın Sergileme Pratiklerine Etkisi: Refik Anadol’un İstanbul’daki Kişisel Sergileri
28. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Araştırmaları Sempozyumu, Ankara, Turkey, 16 - 19 October 2024, no.830, pp.801-814, (Full Text)
- Publication Type: Conference Paper / Full Text
- Doi Number: 10.32704/9789751751683.2024.0365
- City: Ankara
- Country: Turkey
- Page Numbers: pp.801-814
- Open Archive Collection: AVESIS Open Access Collection
- Anadolu University Affiliated: Yes
Abstract
Geleneksel sergileme biçimleri, 20. yüzyılda Avangard sanatlar ile değişmeye başlamış sadece duvarları değil mekânı kullanan ve dönüştüren enstalasyonlarla katılım odaklı sergileme pratikleri geliştirilmeye başlamıştır. Enstalasyon sanatı, dijital teknolojiler ve yapay zekâ teknolojileriyle birleşerek mekân algılarımıza farklı bakış açıları kazandırmıştır. Yapay zekâ, 20. yüzyılda bilgisayar teknolojileriyle gelişmeye başlayan ve insan zekâsını taklit etmeye dayalı bir teknoloji olarak 21. yüzyılda hayatımızın her alanında yer alan bir sisteme dönüşmüştür. Özellikle sanatta yapay zekânın kullanılmasıyla makine öğrenmesi, kodlama, veri işleme, manipülasyon gibi kavramlar sanat alanına dahil edilmiş, yapay zekâyı sanatında kullanan sanatçılar aynı zamanda yazılımcı, mühendis, mimar, veri uzmanı gibi çeşitli uzmanlıklara sahip sanatçılar olarak öne çıkmaya başlamıştır. Bu sanatçılar, mekâna özgü büyük boyutlu etkileşimli projelerinde kendi ekipleriyle kolektif üretimler gerçekleştirmektedir. Yapay zekâ sadece bir sanat eserini ortaya çıkartan bir sanatçı olarak değil aynı zamanda bir serginin küratörü olarak ortaya çıktığı günümüz çağdaş sanat ortamında sanatın hem üretiminde hem de sergilenmesinde sanatçılarla iş birliği içerisinde yer almaktadır. Dijitalleşme ile enstalasyon sanatına eklemlenen yeni teknolojiler, geleneksel sanat biçimlerine yeni ve farklı yorumlar getirmiştir. Belirli bir kavram etrafında oluşturulan sergilerin bir parçası haline gelen dijital enstalasyonların tasarımı, mekâna yansıtılan bir video projeksiyon yöntemi olarak karşımıza çıkabildiği gibi dev bir ekran kurulumu olarak ya da katılımcıları 360 derece kuşatan ekran tasarımları biçiminde de karşımıza çıkabilmektedir. Sergi mekânını dönüştüren dijital enstalasyonlar, sürükleyici görsel-işitsel projeler olarak katılımcıların algılarını manipüle etmeye ve farklı algılama biçimlerini keşfetmeye yönelik etkileşimli deneysel çalışmalardır. Dijital enstalasyon çalışmalarında yapay zekâ algoritmalarının kullanımı sanatta farklı algılama biçimlerinin ve insan- makine etkileşiminin yolunu açmıştır. Bu bağlamda yapay zekânın dahil edildiği dijital enstalasyon projelerinin galerilerdeki sergileme pratiklerine etkisi medya sanatçısı Refik Anadol’un İstanbul’daki kişisel sergileri üzerinden örneklendirilerek incelenecektir.