ATALAR KÜLTÜ VE YEMEĞİN KUTSALLIĞI: GASTRONOMİ DİSİPLİNİNDE RİTÜEL PRATİKLERİN YERİ (THE CULT OF ANCESTORS AND THE SANCTITY OF FOOD: THE PLACE OF RITUAL PRACTICES IN THE DISCIPLINE OF GASTRONOMY)


Creative Commons License

Yıldız E.

Journal of gastronomy, hospitality and travel (Online), vol.9, no.1, pp.363-373, 2026 (TRDizin)

Abstract

This study aims to examine the ritualistic food and drink practices shaped within the framework of the ancestral cult (atalar kültü) in Turkish culture, with a focus on cultural continuity, collective memory, and perceptions of sacredness. The ancestral cult is addressed not merely as a set of beliefs related to death, but as a symbolic system mediating solidarity, belonging, and identity construction among the living. Drawing upon diverse ethnographic and regional examples, the study analyzes ritual food practices associated with postmortem commemorations held on the 3rd, 7th, 40th, 52nd days and annual anniversaries. Employing a qualitative research design, the study utilizes document analysis to examine a broad corpus of scholarly sources and field research, and thematic coding was applied through content analysis. The findings reveal that food practices associated with ancestral cults are not only traditional customs but also ritual forms that sustain collective memory and reproduce social structure. Regional practices such as the offering of bitter coffee during “Devr” gatherings in Mardin, distribution of lahmacun and pastries in Gaziantep, and the placement of food at gravesites among the Altai Turks illustrate the layered and localized expressions of this phenomenon. The discussion highlights the ritual functions of food in the construction of sacred time, transmission of cultural heritage, and maintenance of social equilibrium, emphasizing the necessity of investigating food practices within the cultural context of the gastronomy discipline.

Bu çalışma, Türk kültüründe atalar kültü kapsamında şekillenen yeme-içme ritüellerini kültürel süreklilik, toplumsal hafıza ve kutsallık algısı ekseninde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Atalar kültü, ölüme ilişkin uygulamaların ötesinde yaşayan topluluklar arasında aidiyet, dayanışma ve kimlik inşasına aracılık eden sembolik bir sistem olarak ele alınmıştır. Çalışmada, farklı bölgelere ve Türk topluluklarına ait ritüel yemek uygulamaları; ölümün ardından düzenlenen 3., 7., 40., 52. gün ile yıl dönümlerine odaklanarak analiz edilmiştir. Nitel araştırma tasarımı benimsenen bu çalışmada, doküman incelemesi yöntemiyle literatür taraması yapılmış; içerik analizi yoluyla temalar oluşturulmuştur. Bulgular, atalar kültüyle ilişkili yeme-içme uygulamalarının yalnızca birer gelenek değil, aynı zamanda kolektif hafızayı canlı tutan ve toplumsal yapıyı yeniden üreten ritüel formlar olduğunu göstermektedir. Bu çalışma; Mardin’de “Devr” toplantılarında ikram edilen acı kahve, Gaziantep’te cenazeye gönderilen lahmacun ve tatlılar, Altay Türklerinde ölen kişinin ruhu için mezara bırakılan yiyecekler gibi örnekler, bu çok katmanlı yapının bölgesel varyasyonlarını ortaya koymaktadır. Tartışma bölümünde, bu ritüel yemeklerin kültürel mirasın aktarımı, kutsal zaman inşası ve toplumsal denge açısından işlevleri değerlendirilmiş; gastronomi disiplini içerisinde yemeğin kültürel bağlamının araştırılmasının gerekliliği vurgulanmıştır.